Online Pazarlama Bloğu

Mikrobiyata Kitabı

April 26, 2020 • ☕️ 7 dk okuma • 🏷 görkem yazıyor

Yazar tarafından şu dillere çevrildi: English

Vücudumuzu anlamamızı sağlayan, değerli lise biyoloji hocamız Serap Başaranel‘in anısına…

Yılbaşında aldığım kitapların sonuncusu, en merak ettiğim…Okumaya başlamadan önce, yakın çevreme anlatmaya başlamıştım içeriğini. Mikroplara karşı son dönemde ilgim başlamıştı ki, coronavirüs salgını ile dünya gündemi tam merkezine aldı konuyu. İnsan vücudunu, bağışıklık sistemini, görünmeyen ama dünyanın asıl hakimi virüsleri anlamanızı sağlayan, bilgilendiren, fayda sağlayan bir biyoloji kitabı. Belgesel tadında hikayeleştirilen akışı ile New York Times Best Seller’a girme başarısı göstermiş. Yetmemiş 2017 wellcome kitap ödülü finalisti olmuş. Serdar Kuzuloğlu’nun tavsiye ettiği 20 kitaptan biri. Economist Best Books of 2016, Brain Pickings Best Science Books of 2016 gibi bir çok ödülü de var. Yaptığım farklı kaynak okumalar ile kitaptaki notlarımı birleştirdim.

Adem Havva değil mikroplardan geliyoruz

Her yer mikrop kaynıyor. Sağ elimizde bulunan mikroplar, ağzımızda veya kulağımızda bulunanlardan çok farklı. Öte yandan benim sağ elimdeki mikrop türleri ile senin sağ elindekiler, benim sol elime göre daha benzer. İkinci beyin diye tabir edilen bağırsakta bağışıklık ile mücadele, yemeklerin parçalanması, nörolojik denge gibi çok farklı unsurlar yönetiliyor. İçimizde trilyonlar yaşıyor, koskoca karanlık bir dünya. Mikroplar yaşımın Azrail’i değil bekçisi. Mikropları göz ardı etmek hayata anahtar deliğinden bakmak demek diyor önsözde. Mikrobiyota, dünyaya ve kendinize bakışınız milyon minik yoldan değiştirecek gibi iddialı bir cümle etmişler ve çok haklı olduklarını kitabın ortalarında bile anlıyorsunuz.

Bill Gates “Bilim yazarlığının zirvesi”

Gelişim Bozukluğu, Otizm, Zeka Geriliği, Obezite, Astım Alerjisi, Kalınbağırsak Kanseri…

Midede yaşayan helicobacter pylori ülsere ve mide kanserine neden olurken yemek borusu kanserine karşı koruyucu etki gösterir, üstelik bu avantaj ve dezavajtalarını sorumlusu olan suşlar aynıdır (sayfa 92). Aslında iyi, kötü mikrop yok. Bize okulda “savaş metaforu” ile anlatılırdı. Akyuvarlar savaş meydanında şunu yapar, lökositler savaşçıdır vs.. Kitap mikroorganizma yapısına çok daha farklı bakıyor. İyi, kötü yok, geçinmek var. Vücüdumuzdaki konakçılar dışarıdan gelen akrabaları ile bir uyum içine girmeye çalışıyor. Kolit (kalınbağırsak kanseri) olduğunuzda bağışıklık sistemini uyaran bakterilerde aşırı çoğalma, kısıtlayan bakterilerde azalma eşlik ediyor..

Coronavirus günlerinde Ankara'daki masamda duran Mikrobiyata kitabı

İlk Mikrop doğuştan geliyor, Anne sütü önemli

Mirketler üzerinde bir araştırma yapılıyor. Yaşlanınca bilinmeyen nedenle kalp rahatsızlığı geçiren mirketlerin ortak özelliği anne sütünden mahrum kalmaları olduğu tespit ediliyor. (sf 124) Anne sütü alamayan bebekler neden bu sorunu yaşıyor? Bazı mikropların sindirebildiği özel şekerler var içinde. Anne karnında steril bir ortamda olan her bebek, ilk virüsü anne rahminden çıkarken alıyor. Mikrop zengini bağırsak sistemine ise ilk mikrop, anne sütü ile iniyor. Anne sütü alamayanlar hayata yanlış mikroplarla mı başlıyor? İleri de ortaya çıkacak kalp rahatsızlığının sebebi olabilir mi?

Sümüğünüzü sevin

Burundan akan mukus sümük, ağızdan akan mukus balgam. Vücudun ilk bağışıklık reaksiyonlarını bu grup veriyor. Sümüğün beyaz olması akyuvar yönünden zenginliğin belirtisi, yeşil olması ise mevcutta bir tepki. İltihaplanma bağışıklık sisteminin bir reaksiyonu.

Sümüklerin bağışıklık için önemimi gösteren sümüklü bir çocuk

Dünyanın Hakimi Mikroplar

Kitabı okuduktan sonra emin olduğum şey, dünyanın hakiminin mikroplar olduğu. Coronavirus salgınında ispatlandığı üzere, görmediğimiz bakteriler konusunda neredeyse hiçbir şey bilinmiyor. Mesela kitabın 66.sayfasında şu örnek çok enterasan. Donanma için en büyük düşman bir ülke veya uzaylılar değil bakteriler. Gemilere nasıl zarar verdiğini anlamak için, denize bir metal atın, saatler içinde bakteriler, sonrasında algler. Midye ve istiridyeler. Çok kısa süre içinde santimetreler büyüklüğünde olabiliyor. Bazı gemiler, dalgıç indirip gemilerin hassas yerlerini plastik ile kaplıyorlarmış.

Antibiyotik artık bir çözüm değil. Virüslerin daha kuvvetlendiğini biliyoruz. Bunun sebebi sayfa 220’de Mİ MAJOR ALLEGRO kısmında yazıyor. Manidar bir başlıkla yazılmasının sebebi tam bir orkestra işleyişi var. Bakteriler yatay gen aktarımlarını (YGA) milyarca yıldan beri yapıyor. Bunu çok hızlı yapıyorlar. Anında uyum sağlama, birlikte olma yetenekleri var. Bu noktada ilaç türlerininin nereye gideceğini öngörülüyor aslında. İlaç hap yerine, virüs ve bakteri enjektesi olması daha yaygın hale gelecek.

Beslenmede Mikrop

Doymuş yağ tüketimi, iltihaba karşı direnç gösteren bazı mikropları baskı altında tutuyor. (sf 143).

Dışkınız küçükse hastaneniz büyüktür.Burkitt 1970

Bazı mikroplar, bazı diyetler ile daha iyi geçiniyor. Bazıları yağı seviyor, bazıları lifli yiyecekler, hatta bazısı depolamayı seviyor size obezlik olarak geri dönüyor. Obezite ile mikroorganizmalar arasında ciddi bir bağlantı var. 132. sayfada ilginç bir deneyden bahsediliyor. Şişman ve zayıf farelerin mikropları toplanıyor. Steril ortamda doğuu gerçekleşmiş, pür pak Lab farelerine enjekte ediliyor bu mikroplar. Zayıf vericilerden mikrop alan farelerin kilosu %27, obez farelerden alınanların ise %47 artıyor. Daha sonra farklı bir deneyde obez farelere zayıfların virüslerin entegre ediliyor. Obez farelerin bağırsağını işgal edip, kilo alımını durdurdukları kanıtlanıyor. Aslında daha üstün bir bakteri grubu olduğundan değil neyse devamını kitapta okursunuz.

Lif zengini besinlerin görece faydalı mikroplara iyi geldiği öğreniyoruz. Aslında dengeli beslenerek, her türden bakterileri korumaya çalışıyoruz ki içerideki mikrop ekosistemi yani mikrobiyotanın sağlıklı çalışmasını sağlıyoruz.

Avcı toplayıcı atalarımız mevsimsel mönülerle başa çıkmak zorundadır. Bereket ve kıtlık dönemleriyle karşılaşırlar. Tanımadıkları yiyecekleri denemek zorunda kaldılar. Hızlı adapte olan bir mikrobiyom büyün bu güçlüklerle baş etmeyi kolayştırırır (sayfa 211). O zamanlardan bu zamana DNA’larımızda kodlu alışkanlıklar çok şaşırtıcı. Vücudun alışkın olmadığı, zehir üretebilecek besinleri parçalamayı nasıl öğrendik? YGA, yatay gen aktarımı ile bakteriler birbirine bilgi aktarımı milyarca yıldan beri yapıyor ki biz bunu 1920’lerde farketmişiz. Mesela, hassas patojenleri öldürmek için ilaç geliştirildiğinde karşımıza ‘süper mikroplar’ çıkabilir ve sürekli direnç gösterip kendini “uptade” eden bu varlıklara karşı çaresiz kalabilir insanoğlu. Antibiyotikler neden hayatımızda çıkıyor artık biliyoruz.

Neden tarım arazisinde bir yıl mısır, bir yıl soya ekilir Çiftçiler bir yıl mısır, bir uıl soya fasulyesi ekerlerse erişkin böcek mısırların arasına yumurtlar ama larvalar soya fasulyeleri arasında yumurtadan çıkar ve ölür. Ekin rotasyonu olarak bilinen bu uygulama kök kurduyla başa etmede çok etkili olmuştur. (sayfa 211) Fakat rotasyona dirençli, yani doğal seleksiyon ile hayatta kalanlar yumurtlayabilmek için uygun ortamı yaratır.

Bitki mikroorganizmaların yapısından da ilginç bir şekilde bahsediliyor. Hayvanlar savaşıp, sıvaşabilirken, bitkiler kimyasal olarak savunma yapıyor. Kısırlaştırann, kilo kaybına yol açan, tümör oluşturan, öldüren zehirler ile doludur.

Hidrojen siyanür çok tehlikeli bir zehirdir. Balina avıları zıpkınını ucuna sürer, naziler toplama kamplarında kullanır fakat kırmızı örümcek bundan asla etkilenmez. Siyanürü etkisiz hale getiren geni kendisi cat etmiş. Gen onlara bakterilerden geçmiştir. (218)

Bokunu yiyim tabiri gerçeğe dönüyor**

FMN, Fekal (dışkısal) mikrobiyota nakli adı verilen bir teknik ile, *bir insanın dışkısındaki mikropları bir başkasına nakil işlemi. Kitapta anlatılana göre C-diff enfeksiyonlarına (ağır bir ishal) fayda sağlıyor. Farklı hastalık türlerinde uygulanmış olup, bağırsağa enjekte ve hap şeklinde tüketilebiliyor. Gazi Üniversitesi’nde Prof Tarkan Karakan bu konuyla ilgili bir çalışma yayınlamış: https://www.klimik.org.tr/wp-content/uploads/2018/05/FEKAL-M%C4%B0KROB%C4%B0YOTA-TRANSPLANTASYONU-Tarkan-Karakan.pdf Kitapta da bahsediliyor, ilginç bir şekilde hastalar bu yönteme sıcak bakarken, doktorların pek hoşnut olmadığı…Etik kurulu belirli şartlar getirmiş konuya fakat internette kişiler kendi kendini tedavi etmek için bu yolu deniyor ve araştırıyor. Bknz: https://www.webmd.com/digestive-disorders/news/20151209/diy-fecal-transplant#1 Kaka transferinin hap haline getirilmiş durumu, Amerika’da çoktan denenmeye başladı. Bokunu yiyim abi tabirini şifa niyetine kullanabilirsiniz. Hap ve enjeksiyon şeklinde bu transferi yapmak mümkün.

Bok ilaçlarını yutmayı görselleştiren bir resim Görsel kaynağı: Imperial london college

Tarihte ilk defa doktor sinekler kullanılıyor**

Böyle bir tabir yok ama ben böyle nitelendiriyorum. Dang humması her yıl 400 milyon civarında kişiyi enfekte ediyormuş. Ateş, baş ağrısı, şiddetli kas ve eklem ağırısı yaratıyor. Kitap boyunca kendine hayran bırakan Wolbachia adında bir bakteriyi sineklere enfekte ediyorlar. Oradaki halkı ikna etmeleri, lab çalışmaları oldukça meşakatli geçiyor. Sonuç olarak, 2 ay içinde pilot bölgeye 300.000 civarında sinek bırakıyorlar ve %80-%90 civarında yerleşiyorlar. Tarihte ilk kez bilim insanları yabnıl bir böcek nüfusunu insanlarda hastalık yapmalarını önleyecek şekilde dönüştürüyor. Bunu simbiyoz yoluyla yapıyorlar.

Sonuç olarak geleceğe dair ipuçlarını da veriyor. Artık probiyotikler, mikrop enjeksiyonu dönemindeyiz. Kişinin konakçılarına özel, bulunduğu mikrop çeşitliliğine özel mikroplar ile tedavi edeceğiz.

Kısa Kısa

Virüsler canlı değil ama ölü değil. Onlara bir yerlere “konuk” olması lazım, ama çılgınlar gibi üreyebiliyorlar. Mesela coronavirüsü akciğerde bir DNA proteinine yapışıyor, sonra bizimle birlikte yaşamaya devam ediyor (https://www.newyorker.com/science/elements/from-bats-to-human-lungs-the-evolution-of-a-coronavirus)

Kitapta çok bahsedilen belli sözcükleri not almıştım. Okurken takılırsanız Mikrobiyata Sözlüğü

Kitapta mercan resiflerini aramaya giden ekip bir adadan bahsediyordu. Merak ederseniz, böyle bir dünya ile karşılaşıyorlar.

Bill Gates programına konuk etmiş. Çok kısa, Ed Yong ile bayaa araları iyiymiş: